Esad Coşan: ''Erbakan cahil, kültürsüz, itaatsiz... Hiçbir şeyden haberi yok. Bu adamlar sapıtmış kardeşlerim.'' | Akademi Dergisi

akademi dergisi, esad coşan, gerçek yüzü, humeyni, iskenderpaşa, islamcılar, mehmet zahid kotku, milli görüş, necmettin erbakan, nifak, süleymancı mı, şia,


➥ 'Erbakan cahil, kültürsüz, itaatsiz... Hiçbir şeyden haberi yok.'


➥ 'Bu adamlar sapıtmış kardeşlerim, Kur'an-ı Kerim'in gerçekleri ile alay edilmez.'

➥ 'Erbakan 'Bana biat etmeyen kendine din arasın' diyor, sen kimsin ki ben sana biat etmeyince dinden çıkacağım?'

➥ 'Erbakan 'Hocalar ile şura yapayım da, hocaları başıma bela mı alayım?' diyor. Öyle şey mi olur? Adam ayetle sabit şurayı kabul etmiyor ki ...'' (Şura suresi, ayet: 38'e atıf yapıyor. Ayrıca bkz: Al-i İmran 159)

➥ 'Mercedes'lere kurulup saltanat sürüyorsun. Sadece nutuk attın. Hani nerede cihad?'

Esad Coşan Erbakan'ı anlatıyor...

Esad Coşan'dan Erbakan'a: 'İslam'ı bilmiyorlar. Fanatizme geçtiler. Yanlış uygulamalar yapıyorlar. Sinsi düşmanlığa geçtiler.'

'Erbakan boş adamın tekiydi' deyip durduğumuzda köpürüp duran boş adamlara bir darbe daha vuralım...

Yavaş yavaş bütün Türkiye her hadisede/meselede, Akademi Dergisi merkezli yorumlar yapmaya mecbur kalıyor. Hakikat; yalanları, pusuları, tuzakları, sahtekarlıkları ve sahtekarları yıkıp ezip geçiyor. Bizim yıllardır tekrar ettiğimiz bir hayalimiz var: 2020'lerin Türkiye'sinde siyasal İslamcılık ve bozuk tarikatlar ayak bağı olmayacaklar, ezilip bitmek, yok olmak üzere olacaklar.

İsim isim anlatıyoruz; Merhum Kemal Kacar'a kastedenlerle, Akademi Dergisi'ne savaş açanlar, yasaklandığı şeklinde sahte yazı yayanlar, aynı suç örgütü: AKPKK... | Mehmet Fahri Sertkaya

 ahmet arif denizolgun, akademi dergisi, akpkk'nin gerçek yüzü, cemaat, götürgev, izinli mi, kemal kacar, mossad, nurettin akman, süleyman hilmi tunahan, süleymanlılar, tarikat, tugva,
CIA bağlantılı olduğu afişe olan, yerli ve yabancı çok sayıda basın kuruluşunda ismi CIA casusu olarak geçen Nurettin Akman, çevresinde büyük oranda Sabetaycı gizli Yahudiler ve Masonlar bulunan, Amerika ve İsrail ile acayip bir dostluğu olan ve kendisi de Sabetaycı Yahudi olan Adnan Oktar'ın, Masonik logolu A9 TV'sine sorun görmeden konuşurken görülüyor.


İsim isim anlatıyoruz, okuyun...

Akademi Dergisi, mafya babaları ile, ''kurşun manyağı'' yapılmak ile, içeri tıkılmak ile, yakınları/akrabaları ile tehdit edilmişti. Kemal Kacar merhumu ilaçlarla delirtmek isteyenler ile Akademi'nin yasaklandığı pususunu kuranlar, aynı kişiler.

Hiçbir Süleymancı, AK Partili olamaz ve Akademi'ye karşı da olamaz. Çünkü;

➥ Akademi'nin yasaklandığı pususunu AKPKK+MİT+CIA ortak şekilde kurdu. Kimleri kullandılar biliyor musunuz? Merkez yeni yasaklamaları neden e-posta ile dağıtmıyor, biliyor musunuz? İsim isim anlatıyoruz, okuyun...

Akademi Dergisi, şu anda sekizinci senesinde ve sekiz sene boyunca hiç bir zaman cemaat yönetimi tarafından yasaklanmadı. Hiçbir zaman dava da edilmedi. Sekiz sene boyunca, özellikle de son dört senedir, abartısız onlarca kere, merkezimiz tarafından yasaklandığı iftirası atıldı, sahte yazılar dolaştırıldı. Bunun on binlerce farklı şahidi var.

2016 yılında, merhum büyüğümüz Arif Ahmet Denizolgun'un alemi değiştiği gün ve sonrasındaki haftalar, aylar boyunca, AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün Müslüman görünümlü münafık ve adi militanları, aslında daha doğru ifade ile bu militanlar üzerinden CIA, yolumuza karşı adice pusular kurdu ve bu dengeler arasında Akademi Dergisi de bunlara karşı vazifesini yaptı.

Bu sürecin devamında, merkezimizden çıkan gerçek ve genel bir sosyal medya yasaklaması metni, bunlar tarafından fırsata çevrildi ve metnin üzerinde oynayıp, aslında bulunmadığı halde oraya Akademi Dergisi hesaplarını parantez açarak ekleyip, sonra bunu mail yolu ile bölge sekreteryalarımızın yaklaşık yarısına gönderdiler, diğer yarısına ise, güncel mail adreslerini bilmedikleri, ellerinde olmadığı için gönderemediler. Yasaklama metinleri zaten e-posta ile dağılırdı ve bunlar herkesten önce davranıp, teknik bir hile ile, sanki merkez sekreteryanın o herkesin bildiği mail adresinden çıkmış gibi görünen, e-postalar gönderdiler. Öyle bir manzara oluştu ki, yurt içinde bazı illerde gerçek metin, bazılarında ise oynanmış bu sahte metin okundu. Çünkü ellerine ulaşan mail, tam anlamı ile merkez sekreteryamızdan çıkmış gibi görünüyordu. Yurt dışında da bazı bölgelerde, içinde Akademi'den bahsedilmeyen gerçek metin, bazı bölgelerde de Akademi eklenmiş sahte metin okundu. Tam bir kaos ortamı oluştu.

Bu, elektronik hileden başka bir şey değildi. İçinde, parantez açılarak Akademi Dergisi'nin yasaklandığı iddiası eklenen sahte metnin, merkezden hiçbir zaman çıkmadığını, sonraki süreçte biz binbir türlü izah ve ispat ettik. Zaten bu sene, yaklaşık bir ay kadar önce çıkan yeni yazılı sosyal medya yasaklaması, ilk defa olarak mail sistemi ile dağıtılmadı, elden ve imzalı şekilde dağıtıldı ve sistemimize bir daha böyle bir sızma ihtimali de bertaraf edildi. Metnin/evrakın üzerine en dikkat çekici şekilde "Kesinlikle e-posta sistemi ile dağıtılmayacaktır!" notu eklendi.

Bu adice davranışı geçen sene yapanlar, çoktan, kimisi yirmi küsur sene önce, kimisi on küsur sene önce Süleymancılar cemaatinden pis işlere bulaşmaya başladıkları için kovulmuş olup da ortak nokta olarak yoluna AKPKK suç örgütü ile devam eden kişiler. Bunlardan biri, Avukat Zeki Çalışkan...

Cemaatimizde bir zamanlar idareci kadro arasında bulunan Zeki Çalışkan'ı, bu pusularından sonra uzun uzun anlattık. En son, sahte yasaklama pusuları da Akademi'yi durdurmayınca, çaresiz kalıp, birlikte pis işler çevirdikleri mafya babaları ile, karanlık çetelerle, bizi "kurşun manyağı" yapmakla bile tehdit ederek Akademi Dergisi'ni durdurmaya çalıştı. Sonra yine de gerekli karşılığı verdik ve kaç aydır varlık bile gösteremiyor. Bütün bu sürece on binlerce kişi doğrudan yada dolaylı olarak şahit oldu.

Bir diğeri, cemaatimizi AKPKK suç, terör ve ihanet örgütü ile yakınlaştırmak için dinimizi ve yolumuzu/değerlerimizi en adice malzeme eden, üstazımız adına bile kasten yalan sözler uyduran, on milyonlarca müslümanı ve gelecek nesilleri kandırmaya teşebbüs etmekten çekinmeyen ve sonraki sesli ve yazılı yayınlarımızda bir hiçe dönüştürdüğümüz, tesirini/zararını kırdığımız, Haber 7 ve habervaktim com gibi fitne yuvalarının yazarı, çirkin yüzünü aleme gösterdiğimiz Şevket Tandoğan...

Diğeri, AKPKK'nin bir zamanlar Ankara sorumlusu olan, sonra bir devlet kurumunun başına getirilen Nurettin Akman... Nurettin Akman da Zeki ve Şevket ve diğer bazıları gibi, yıllarca cemaatimiz içinde üst idareciler arasında bulunmuş bir kişi. İçimizi, sistemimizi çok iyi bilenlerden. Akman, merhum büyüğümüz Kemal Kacar bey ağabeyimize kasten akıl sağlığını bozucu ilaçlar verip delirtmek isteyen kişi. Avrupa idarecisi idi o zamanlar ve bu teşebbüsü de AKPKK ve CIA için yapmıştı. Bu niyetle kullandığı Adanalı profesörü de herkes bilir ve o da sağdır. Bunu o zaman denediler çünkü, o zamanlar AKPKK kurulacak iken, bu Siyonist ihanet projesine mani olmak için çırpınanlardan biriydi merhum idarecimiz Kemal Kacar...

Metin, nedir senin niyetin? | Aladağ yangınına benzin dökenler hep gizli Ermeniler, gizli Yahudiler ve Masonlar mı? | Süleymancı Mehmet Fahri Sertkaya yazdı..

akademi dergisi, içimizdeki ermenistan, içimizdeki israil, Mehmet Fahri Sertkaya, metin feyzioğlu, sabetaycılar, Satanistler, süleymancılar, süleymanlılar, tarikat, Türk Guguk Sistemi,

Yahu Metin, nedir senin niyetin?

Acayip bir şeyler yazmışsın, ünlü ve saygın bir hukukçu olarak biliniyorsun, bir nasıl tanındığına/bilindiğine bakıyorum, basında/medyada bu millete nasıl tanıtıldığına bakıyorum, ne konuma konduğuna bakıyorum, bir de şu yazdıklarına bakıyorum ve ben bu işin içinden çıkamıyorum...


Metin Feyzioğlu'nun, İslam düşmanı Oda TV'deki
skandal yazısı
 1-  O cümle öyle kurulmaz. Medeni hiçbir insan hadiseyi böyle aktarmaz. Devlet, durduk yerde yurdunu kapatmadı, çocukları tarikat yurduna göndermedi. Devletin yurdu eskiydi, aynı zamanda bakımsızdı, mecburen yıktı, yenisini yapmaya kalktı ama imkan bulamadı. İstediği hızda yapamadı. 'Tarikat' diyerek aşağılamaya ve terör örgütü gibi göstermeye çabaladığın "tertemiz" insanlar, bu devletin asli unsuru olan ve ezici çoğunluğu oluşturan insanlar, seve seve bu çocuklara, kendi vatandaşlarına sahip çıktılar, tahsil imkanı sağladılar ve para bile almadılar. Üstüne para bile verdiler. 

Medeni/çağdaş her devlet böyle vatandaşları olsun ister. Tarikatçı diyerek dışladığın ve çok suçlu, çok tehlikeli insanlar gibi göstermek istediğin, hatta karaladığın Süleymancılara; bu davranışları, insanlığa böyle büyük hizmetleri, şu karanlık dönemde hayal gibi şeyleri başarabildikleri için çok sayıda Avrupa ve Asya ülkesi, devlet gücünü kullandırıyor. Neler neler sağlıyorlar. Devlet yurtlarını gönül rahatlığıyla Süleymancılara devir edip işin içinden çıkıyorlar. ''Biz devlet gücü ile hakkından gelemiyoruz, siz başarabiliyorsunuz'' diyorlar. ''Siz sadece Müslümanların değil, bütün insanların, bütün insanlığın iyiliğini istiyorsunuz. Takdiri ve desteği hak ediyorsunuz" diyorlar. Yetmiyor da yanında devlete ait arabalar, servis araçları veriyorlar. Hafif cezalar alanları, sivil toplum örgütü kabul ettikleri bu yurtlarda atlı ay ya da bir sene gönüllü çalıştırıp, Süleymancıların yüklerini hafifletiyorlar. Büyük miktarda para desteği de veriyorlar. Bazı ülkeler, bu teklifi kabul eden Hristiyan vatandaşlarına ''Tamam, Süleymancıların yurdunda şu kadar süreliğine gönüllü olarak çalış, seni askerlik yapmış sayacağız" diyorlar. Devletin resmi toplantılarında Süleymancıları şeref konuğu olarak ağırlıyorlar. Böyle bir nimet bulmuşlar, arada din ve kültür farkı bile olsa kıymetini bilmek için çırpınıyorlar. Asla düşmanlık yapmıyorlar. Çok büyük saygı duyuyorlar.

Bizim devletimiz de böyle bir imkan bulmuş, bundan neden rahatsız olsun? Herkes senin gibi İslam karşıtı olmak zorunda mı? Senin gibiler istiyor diye rejim, İslam karşıtı mı olmalı, asli unsur olan Müslümanları ve inançlarını dışlayıp durmalı mı? Bu istediğin, Sabateycı gizli Yahudi Kamal Adıtürk adına Sabetaycı hainlerin ve paslaştıkları İngiliz derin devletinin kurduğu saçma sapan rejimin çakma guguk sisteminin haricinde, medeni/çağdaş, evrensel hukukun neresinde yazıyor? Ve sen neden Mason tarikatlarından, gizli Yahudi tarikatlarından, gizli Ermeni tarikatlarından, Sabetaycı tarikatlarından, misyoner tarikatlarından, Satanist tarikatlarından, Alevi tarikatlarından rahatsız olmuyorsun ya da bu derece rahatsız olmuyorsun? Neden tarikat denince aklına hemen İslam tarikatları geliyor ve okuyucunun aklına hemen sadece İslam tarikatlarının gelmesini istiyorsun? Yazının başlığına "Peşini bırakmayacağız" yazmışsın. Satanistler tarafından üst üste sadistçe katledilen çok sayıda masumun katillerinin peşine düştün mü, düştün de peşlerini bıraktın mı? Mesela sen Münevver Karabulut'un ailesine mi avukatlık yapmıştın yoksa Münevver'i Yahudi inançları gereği ayinle sadistçe katleden Cem Garipoğlu'nun babası gizli Yahudi Hayyam Garipoğlu'nun mu avukatlığını yapmıştın?



AKPKK, Süleyman Hilmi Tunahan web sitesini, neden erişime engelletti? | Mehmet Fahri Sertkaya


Bu internet sitesi (suleymanhilmitunahan.co) hakkında Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen 23/06/2017 tarih ve 2017/4804 D. İş sayılı karara istinaden, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından koruma tedbiri uygulanmaktadır.

3,5 atıyorsunuz...

Bu kadar terörist ve hain devletin her yerine sızmış, hatta ordunun üst rütbelerine sızmış, siz devletimizin gücünü bizlere yani vatan, devlet, millet için, insanlığın faydası için çırpınanlara karşı seferber ediyorsunuz. 

Aranızdan biriniz bile bizimle bir canlı yayına çıkıp da, şu siteyi neden erişime engellettiğini izah edemez. Bu kararı veren hakim ya da savcı da izah edemez. Hatta yakın süreçte sizler vatana ihanetten yargılanırken bunlar da yargılanır. Çünkü erişime engellenen o sitede, sizin vatana ihanet suçlarınızın, bu milleti nasıl kandırdığınızın çok sayıda somut ispatı var. Herhangi bir hukuk devletinde, vatana ihanet halindeki siyasetçilerin adalet kurumunu emir komutasına almadığı bir hukuk devletinde, o siteyi gören hukukçular, aynı saatler içinde temiz eller operasyonu başlatır, devleti bir dakika daha tehlikenin içinde bırakmaz, hepinize ters kelepçe taktırıp toplatır.