Süleymancılar cemaatinin merhum idarecisi Kemal Kacar: "Ben haşa peygamber miyim de her yaptığımı yapıyorsunuz?'' | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, cemaat, ehli sünnet ve cemaat, hz. isa, kemal kacar, Mehmet Fahri Sertkaya, müceddid, mürşid, süleymancılar, süleymanlılar, tarikat, ye'cüc me'cüc,

Hocam, dünyanın en büyük ehl-i sünnet İslam cemaatiyiz. Hatta tek cemaatiyiz. Diğerlerine cemaat denemez, küçük teşkilatlar denilebilir. Bu kadar büyük bir cemaatin içinde, hiçbir arızanın olmaması da mümkün değildir. Cemaatimizin tarihi boyunca, istenmeyen bazı hadiseler cereyan etti, bundan sonra da edecek. Burası, imtihan dünyası... 


Mühim olan merkezimizin, mensuplarımızın, bu gibi hallerde nasıl duruş sergilediğidir. Peygamberlerin ashabı arasında bile üzücü hadiselerin yaşandığı bu dünyada, bazı sahabilerin aldanıp küfür üzere, imanını kaybederek öte tarafa gittiği bu dünyada, hz. peygamberin (s.a.v.) alemi değişmesinden sonra İslam'dan çıktığını ilan eden koca koca diyarların olduğu ve insanın çiğ süt emdiği bu dünyada, günümüzde bu kadar büyük cahiliye ve küfür döneminin yaşandığı şu zamanda da, bu kadar büyük bir cemaatin arasında da istenmeyen hadiseler mutlaka cereyan etti, edecek. 

Hala insanların ciddi bir kısmı, bir İslam cemaatinin içindeki herkesin melek olması gerektiğini düşünüyor. Öyle bir dünya yok. Herkes insan ve bir insan cemaate mensup olunca bir anda mucizevi şekilde hatadan/günahtan beri bir insana dönüşmüyor. Cemaate mensup olununca, bir anda insanın nefsi ölmüyor ya da ciddi şekilde terbiye edilmiş olmuyor. Ya da cemaate mensup olan herkes, daha en baştan temiz duygularla, samimi şekilde, bu dine, bu davaya gerçekten inandığı için mensup olmuyor. 

Bahsettiğiniz mevzu, bir dönem içimizden, yolumuzdan olan birilerinin, merhum idarecimiz Kemal Kacar ağabeyimizin hz. İsa olabileceğini iddia etmesi olsa gerek. İlk defa bunu iddia edip yayanlar ve şu anda hala aramızda bulunup bunu yayan bazı kimseler iyi niyetliler mi, aldanıyorlar mı, ben kalpleri bilemem. Lakin merhum büyüğümüz Kemal Kacar, bu iddiayı duyduğu andan, alemi değişene kadar geçen süre içinde, defalarca ve her seferinde de çok sert bir üslupla ikaz etti 'Hiç olur mu öyle şey' dedi. 'Zaten Allah'ın bir mucizesi olarak babasız dünyaya gelen ve diri/sağ olarak sema katına kaldırılan hz. İsa'nın, ahir zamanda tekrar yeryüzüne geldiği anda, bu defa annesi de, babası da olmayacak. Benim annem, babam, soyum ortada. Kardeşlerimiz böyle büyük bir aldanışa düşmesinler' dedi ve bunları ciddi oranda bastırdı. Lüzumu üzere çok sert ve sık ikaz etti, çünkü peygamber olan birini peygamber bilmemek küfür olduğu gibi, peygamber olmayan birini peygamber bilmek de küfürdür. 

Bir zamanlar merhum Kemal bey ağabeyimiz, sık sık lacivert takım elbise giymişti. Bir fark edildi ki, cemaatin bölge idarecileri, müessese idarecileri de sık sık lacivert takım elbise giymeye başladılar. Derhal onları da ikaz etti ve "Ben haşa peygamber miyim de her yaptığımı yapıyorsunuz' dedi. 

Dolayısı ile cemaatimizin, idaremizin, idarecilerimizin, her dönemde duruşu gayet net. Üzerlerine düşeni hep yapmışlar, yapıyorlar. Bundan sonrasında, söz dinlemeyip aldanan, aldanır. Art niyeti olup aldatmak isteyen de, aslında kendisi aldanır. Bu tuzaklar tutmadı, genele yayılmadı, tutmaz. 

Biz büyüklerimizin, mürşid, müceddid bile olmadıklarını, ağabey olduklarını, idareci olduklarını, Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinden sonra başka bir vazifeli hak mürşid/müceddid bulunmadığını, her fırsatta, altını çize çize söylüyoruz. 

Üstazımız Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerininin beklenen mehdi olduğuna inanan kardeşlerimiz de var. Her geçen gün de, hususiyetle Akademi Dergisi'ni takip edip ufku açılanların arasında, bunların sayısı artıyor. Lakin bu hususta bir ikaz yok. Çünkü böyle inanmakta bir mahzur yok. İtikada zarar verecek bir ciheti de yok. Hatta bu nasip meselesi, isabet ediliyor olabilir. 

Hz Mehdi de zaten bir insan olacak, çok büyük bir alim, çok büyük bir veli, çok büyük bir mürşid/müceddid olacak. Mehdiyi insan üstü, hatta peygamberlerden üstün bir şey gibi algılayan başka bozuk cemaatler, tarikatlar var. Peygamberlere bile verilmemiş mucizelerin ona verileceğine, her an, her dakika olağan üstü haller, yani mucizeler göstereceğine, peygamberler bile hep sebeplere uyup sonra dua edip teslimiyet göstermeyi emir ettikleri halde, Mehdi'nin sebeplere uymadan, sünnetullaha uymadan, meydana çıktığı gibi Amerikan ordusunu üfleyip yıkacağına, Rusları hallaç pamuğu gibi savuracağına inanan ve müslümanlara da Mehdiyi maalesef böyle anlatanlar var. Cübbeli ya da cübbesiz, mektepli ya da alaylı olan bu şahıslar, bu hususları iyice sulandırıyorlar, zihinleri bulandırıyorlar. 

Hz. Mehdi zamanında, hz. İsa'nın nüzulü, yeniden yer yüzüne inişi gerçekleşecek ki bu bilgi hadislerde mevcut. Belki de aramızda olan bazı kimseleri bu yanıltıyor. Üstazımızı Mehdi kabul ediyorlar ki bu kısımda sıkıntı yok ama onun yanında büyük bir mücadele veren kişinin, yani merhum Kemal Kacar'ın hz. İsa olduğuna inandıkları anda, dinden çıkıyorlar. Peygamber olmayan birini peygamber kabul ediyorlar. Hem de bütün ikazlara rağmen bunu yapıyorlar. 

Hz İsa'nın nüzülü, hz. Mehdi dünya geneline hakim bir şeriat devleti, ya da birleşmiş İslam devletleri sistemi kurup, dünya genelinde şeriat ahkamının tatbik edildiği bir idare tesis ettikten sonra gerçekleşecek. hz. İsa, hz. Mehdi'nin tesis ettiği bu sistemin başına geçecek. hz Muhammed'in şeriatı ile amel edecek. kendisine bu defa peygamberlik vazifesi verilmeyecek. Peygamberimizin şeriatı ile amel ederken, hiçbir mezhebe de tabi olmayacak. Çünkü kendisi de müctehidlik makamında, mezhep imamı seviyesinde ilim sahibi olup, kendisi ictihad edecek. İmam-ı Rabbani hazretlerine göre, hz. İsa'nın bu dönemdeki ictihadları, İmam-ı Azam hazretlerinin, yani Hanefi mezhebinin ictihadları ile çok yakın olacak. Bir istisna olarak hz. İsa, dünyadaki bütün kafirlere "Ya iman, ya ölüm" diyecek. Bütün gayr-i müslimleri İslam'a tabi olmaya mecbur edecek, ya da onlarla harp edecek. Zaten o, bunu dediğinde, dünya üzerinde çok az sayıda gayr-i müslim kalmış olacak. 

Sonrasında da Ye'cüc ve Me'cüc isimli iki uzaylı gayr-i müslim millet ile harp edilecek. Hz. Zülkarneyn'in binlerce sene önce çok yüksek teknoloji ile uzayda bunlara çektiği set yıkılacak. Bunlar aynı saldırganlıkla yine dünyamıza saldıracaklar. Suriye merkezli çıkacak olan 3. dünya savaşını hz. Mehdi'nin ordusu kazanacak. Yahudiler/Siyonistler topyekun hezimete uğrayacak. Bu da yeni bir dünya düzeninin kurulmasını, dünyanın huzur bulmasını sağlayacak. Dördüncü dünya savaşı ise olmayacak, dördüncüsü bu şekilde bir dünyalar savaşı olacak, Ye'cüc ve Me'cüc ile yapılacak ve müslümanların başında hz. Mehdi değil, hz. İsa bulunacak. Dünya üzerinde, mecbur kaldığından Müslüman görünen kuru kalabalık da bu vesile ile temizlenmiş olacak. Anlaşıldığı üzere, 3. dünya savaşı sırasında, hadislerde melhame-i kübra denilen o savaş sırasında, müslümanların başında hz. İsa olmayacak. 

Ye'cüc ve Me'cüc dünyamızda çok büyük bir kıyım yapacaklar. Sonra Müslümanlar için yepyeni bir dönem başlayacak. İşte Altın Çağ denilen, hastalıklar nerede ise hiç olmayan, zekat verecek kimse bulunmayan, nerede ise hiç cinayet, zulüm, işkence, hırsızlık bulunmayan, cennet misali bir hayat yaşanacak olan devir, o devir olacak. 

Dini anlamda kainatın merkezi olan dünyamıza, diğer gezegenlerin Müslüman insan türleri de gelip buluşacak, o vakit artık UFO'larla gelip duran ve dünyamızın müslümanlarının imtihanını bozacak bir yardımda bulunmalarına izin verilmediği, dini anlamda yasak olduğu için hep dünyamızın insanlarından gizlenen o Müslüman uzaylı insanlar gizlenmeyecekler. Hatta hadislerde anlatılmış, dünya insanları onlarla beraber olup, gidip başka gezegenleri, başka güneş sistemlerindeki gezegenleri bile fethedecekler. 

Sonra yavaş yavaş yine insanlar yoldan çıkacak, küfür hakim olacak ve bir daha Müslümanlar muzaffer olamayacak, kıyamet kopacak. 

Kıyametten sonra sura ikinci kere üflenecek, yok edilmiş kainat, bütün detayları ile bir daha var edilecek. Herkes mezarlarından kaldırılacak, mahşer kurulacak, evli evine, köylü köyüne gidecek. Yani hak eden hak ettiği yere, cennete, ya da cehenneme geçecek. Bundan sonra geriye kalan boş gezegenlerde, en doğrusunu Allah bilir, yeni yeni Ademler ve nesilleri yaratılacak. Onların da çoğu, hiç ölmeyeceklermiş gibi, dünyaya kazık çakabileceklermiş gibi yaşayıp kaybedenlerden olacaklar. Bizden önce bu, milyonlarca kere böyle olmuş. 

Bu nedenle hz. Allah Kur'an-ı Kerim'de, insanları(bu kafir olanları, tercihlerini inkardan yana yapan ezici çoğunlukları) cehenneme dolduracağına yemin etti. 

Cennet ve cehennem şu anda, kıyamet kopmadığı halde, fiilen mevcut. Yaratılmış durumda. Çünkü bizden önceki Ademlerin nesillerinin, münkirleri ya da mü'minleri ile dolu. 

Hz. Allah bizleri münafıkların, münkirlerin, kalpleri taşlaşanların, şu yolu bulup da kıymetini bilmeyenlerin, büyük sözü dinlemeyenlerin şerrinden muhafaza etsin. 

Çok meşguldüm, ancak vakit bulup yazabildim, kusuruma bakmayın.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Dikkat!
 Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

O inandığınız ve gerçek sandığınız "Süleymancılar da AK Parti dedi'' haberleri var ya, işte onlar artık olmayacak. Çünkü Şevket Tandoğan da çok zor durumda... | 5.yayın | Mehmet Fahri Sertkaya | AkademiDergisi



NASIL DA İÇİM ACIDI, NASIL... 


''Süleymancılar da EVET diyecek'' mi?



Yazık, Temmuz 2016'dan bu yana Şevket Tandoğan bir tek yazı bile yazamadı. Adını bile duyurmadı. Ortalıkta görünmedi. Birden sırra kadem bastı bu Şevket Tandoğan...





Halbuki ben onu sadece bir iki çitilemiştim. Karşımda duracaktı, karşılık verecekti de daha neler neler anlatıp ispat edecektim. 



Tüh, kötü oldu onlar için... Şimdi her seçim ya da referandum öncesi 'Süleymancılar da AK parti dedi' ya da 'Süleymancılar da EVET dedi' ya da 'Süleymancılar da Yeni Türkiye dedi' şeklinde yapıp durduğu ve sözde İslami, özde CIA piyonu İslamcı basın ve medyada yer bulan yalan dolu, yönlendirme maksatlı yazılarını, haberlerini, kim yazacak? Seçime ya da oylamaya ramak kala, bir gün kala, zamanlaması da manidar şekilde bu tarz, maksatlı ve yönlendirme gayretli haberleri kim yazacak? Bundan sonra bu vazifeyi yerine getirecek başka bir sözde Süleymanlı bulunabilecek mi?



Büyük bir boşluk oluştu Şekvet'in yokluğunda... Bu piyasa boşluk kabul etmez ama birileri fena çuvalladı gibi... Süleymancılar cemaatinden, yaklaşık 14-16 sene önce, AKPKK'ye çalıştıkları için kovulan ve AKPKK'nin çok kıymet verip desteklediği ekip, fena çuvalladı bu defa... Sertkaya'ya çarptılar... Boşluğa bile razı oldular da, 'Aman daha ötesi de olmasın' mı diyorlar? 



Latifesi bir tarafa, yine de şu referandumdan kısa süre önce, herhangi bir basın ve medya kuruluşu üzerinden, benzeri bir gayrete girişebilirler. Çünkü bu defa bütün AKPKK topun ucunda... Bir gerçek Süleymanlının, AKPKK gibi suç, terör ve ihanet örgütü ile selam alış verişi bile olamaz ki, nasıl oy versin, nasıl EVET desin... Kaldı ki merkezimiz, hiçbir seçimde AKPKK'ye oy verdirmedi. Ancak samimiyetsizler, itaatsizler ve bazı adi münafıklar verdi. 



Bu arada, sizler için kaçmaz bir fırsat daha var. ''Merkezimiz de EVET diyecekmiş'' ya da ''Merkezimiz serbest bırakacakmış'' şeklinde konuşanları, "lüzumsuzlar", "samimiyetsizler" hatta "münafıklar" listesine şimdiden ekleyebilirsiniz. Bu kadarını ancak lüzumsuzlar, samimiyetsizler ve münafıklar yapabilir. 


#MehmetFahriSertkaya | #AkademiDergisi (25 Şubat 2017)


Şevket Tandoğan'ın, Turan Kıratlı'nın ve çevresindekilerin, gerçek yüzlerini görmek için şu videolarımızı izleyin

KARANLIK İŞLER

Süleymancılar, Ak Parti, Erdoğan, TÜRGEV, Ali Kangel, Turan Kıratlı, Sünni cemaat ve tarikatları ele geçirme planları 






Süleymancılar, Adnan Menderes, Demokrat parti, içimizdeki İsrail ve AKPKK (Mehmet Fahri Sertkaya) 





Erdoğan Süleymancılar cemaatinden, neden ve ne zaman uzaklaştırıldı




RAHATSIZ EDİCİ GERÇEKLER, İslamcılar, CIA, MOSSAD, İhvan-ı Müslimin, Karadavi, İsmailağa, Erbakan, Erdoğan



 DİKKAT! Bu yayını paylaşacaksınız  ama büyük ihtimalle o paylaşımı sizden başka hiç kimse görmeyecek. Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaşlarınıza/takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. Biliniz ki bu sosyal ağların gerçek sahibinin CIA ve MOSSAD olduğu ve Amerikan/Siyonist menfaatleri gereği pek çok ülkede milletleri sansürledikleri, somut deliller ile binlerce kere ispat edilmiştir. 

HAYIR diyecek olan Süleymancılara karşı hukuksuzluklar arttı. Süleymancılar Erdoğan'a REST çekti | Mehmet Fahri Sertkaya

referandum, evet, hayır, Recep Tayyip Erdoğan, akp'nin gerçek yüzü, Ak parti, Mehmet Fahri Sertkaya, internet sansürü, sansür, gerçek yüzü, video,



Süleymancılardan Erdoğan'a "Kendine gel" resti. 

Hukuk tanımaz Erdoğan'dan 'Yanlış yapmışsam, doğrusu hoşuma gitmemiştir' tavrı...

HAYIR diyecek olan Süleymancılar cemaatine karşı, giderek daha hukuksuz ve keyfi ve suç kapsamında olan karşılıklar veren Erdoğan, artık iyice hatları gerdi. Süleymancılar Erdoğan'a artık REST çekti. 

Bu video, iyice haddini aşan ve hukuku ayaklar altına alan, sahte diplomalı sözde cumhurbaşkanı sucukçu Erdoğan'a rest videosudur

Haklılığına inanıyorsa, yanlış karar aldığımıza inanıyorsa, hemen bu akşam bizden biri ile herhangi bir kanalda canlı yayına çıksın ve bütün T.C. vatandaşları gerçeği görsün. Değilse bilsin ki Süleymanılar bu derece hukuksuz müdahaleler karşısında sessiz kalmayacaklar. Bunun hesabını hukuk yolu ile soracaklar. 

İlgili videoyu izleyin!





Rusya'da İslam elçisi bir Alanyalı: Hasan Arıkan | Akademi Dergisi

hasan arıkan, rusya, vladimir putin, 3. dünya savaşı, Gizli Müslümanlar, medyada süleymancılar, süleymancılar, süleymanlılar, akademi dergisi, yurtları, kursları,

Süleymanlı Cemaati'nin kanaat önderlerinden olan ve 10 yıldır Moskova'da hizmet veren Alanyalı Hasan Arıkan Hoca, 35 milyon Müslümanın yaşadığı Rusya'da İslamiyet'in hızla yayıldığını söyledi.

MIT Uluslararası Moskova Turizm Fuarı'na katılan Alanya basını, Süleymanlı Cemaati'nin kanaat önderlerinden olan Alanyalı Hasan Arıkan'ı ziyaret etti. Alanya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı Mehmet Ali Dim, Alanya Postası Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Gürses, Yeni Alanya Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ferit Kesen, Doğan Haber Ajansı (DHA) Alanya Büro Şefi Teoman Eriş, ATV Muhabiri Ercan Yıldırım ve Kanal A Muhabiri Mustafa Sucu'yu, Rusya'nın başkenti Moskova'da bulunan Prospekt Mira'daki yurt binasında kabul eden Arıkan, Rusya'da Müslümanlığın hızla yayıldığını belirterek ''Rusya çok büyük bir devlet. 150 milyon nüfusu var. Rusya Diyanet İşleri Başkanlığı'nın açıkladığı resmi rakamlara göre Rusya'da 30 milyon Müslüman yaşıyor. Gayr-i resmi olarak da 35 milyon Müslüman var'' dedi. 

Rusya'nın herkesin dinini özgürce yaşayabildiği büyük bir devlet olduğunu dile getiren Arıkan, 10 yıl önce Rusya'ya gittiğinde iki adet olan yurt sayısının şimdi 54 olduğunu söyledi. Moskova'da 980 kilise bulunduğuna dikkat çeken Arıkan ''Cami sayısı ise sadece iki tane. Moskova'da da 2 milyon müslüman yaşıyor. Cami sayısını, yurt sayısını arttırmamız gerekiyor'' diye konuştu. 

"YURDUMUZDA HOCA OLAN RUSLAR VAR" 

Rusya'da İslam dininin büyük bir hızla yayıldığını dile getiren Arıkan, şu bilgileri verdi: 

"Rus çocukları bizim kursta okuyorlar. Anası babası geliyor diyor ki, sizde okuyunca daha bir hürmetkar oluyor. O anne ve baba da İslam dinine ayrı bir ilgi duyuyor. Yurdumuzda yetişen ve hoca olan Rus vatandaşları var. Rusya'da, Moskova'da, mükemmel bir ortam var. İnanıyorum ki bizler, iki ülkenin daha da yakınlaşması için önemli bir misyon üstlenmişizdir. Devlet Başkanı Putin, iç siyasete karışmadıktan sonra Müslümanlara büyük ilgi gösteriyor. Rusya'nın Türk Cumhuriyetleri ayrıldıktan sonraki nüfusu 145 milyon. Resmi kaynaklara göre bu nüfusun 30 milyonu, gayri resmi verilere göre ise 35 milyonu Müslüman. Moskova 16 milyon nüfuslu bir metropol. Bunun 2 milyonunun Müslüman nüfus olduğu biliniyor. Onlara din hizmeti veriyoruz. Bu hizmetimize Rusya'daki Türkler büyük destek oldu, Ruslar da ilgi duydu. Moskova'da 2 cami var, 4 kurs var. Öyle zaman oluyor ki bizim camimizde yaklaşık 1000 kişiyle Cuma namazını kılıyoruz. Türkiye'den gelen iş adamlarımız bu manzara karşısında gözyaşı döküyorlar ve şükrediyorlar. Ruslar'da İslam Dini'ne ilgi duyuyorlar. 

"PUTİN BÜYÜK BİR DEVLET ADAMI"

Putin, gölgesinden korkan bir lider değil. İçişlerine karışmama konusunda kararlı. Ama diğer türlü, Türkmen olsun, Tatar olsun, Azeri olsun, herkesin dinini öğrenmesine müsaade ediyor ve bu konuda bölge müftülerine destek oluyor. Müslüman halk orada İslam kimliğinden vazgeçmemiş. Çocuklarını okutmaya çalışıyorlar, biz de onlara yardımcı oluyoruz. Putin'den de destek görüyoruz. Çünkü, Putin büyük devlet adamı, din özgürlüğü verdiği gibi içişlerine karışılmadığı müddetçe isteyenin istediği gibi ibadetini yapabilmesi için de her türlü desteği veriyor. 

"RUS İSTİHBARATI ÇOK GÜÇLÜ"

Rusya'da istihbarat çok güçlü. Bir kaç kez geldiler. Ben kendilerine İslam dininin müdahaleci olmadığını ve Kuran'da sizin dininiz sizin, bizim dinimiz bizim diye ayet olduğunu ifade ettim. İkna oldular. Bakıyorlar, inceliyorlar ve karar veriyorlar. Türkiye'ye gelmeden önce Vlademir'de mescit açılışına gittim. Büyük bir vilayet ve merkez. Moskova'ya 500 kilometre mesafede. Müslüman halk var. Vali hazırlık yapmış. Müftüler dini elbiseleriyle gelmiş. Cübbelerinde de lale var. Ben de merak etmiştim lalenin niçin seçildiğini. EBCED hesabıyla Allah anlamına geliyor. Laleyi sembol olarak kullanmışlar. Hepsinin yakalarında var. Vali bizi şehir dışında karşıladı. Valinin yanında Emniyet Müdürü, Belediye Başkanı var. Orada gelen misafirlere tepside ekmek ve tuz tutuyorlar, adetleriymiş. Mescit yapılmış ve hazırlanmış. Minarenin başına âlem konulacak. Başına hilal konulmuş. Bütün dünyada İslamiyet'i temsil eder Hilal. Bunu minarenin başına oturtmak için vinç getirmişler. Bu hilal minarenin tepesindeki yerine oturtulduğunda inanın duygulandım ve ağladım. Kurban kestiler. Papaz 2 yıldır mescidin açılmasına karşı çıkıyordu, Müslümanlara zorluk çıkarmış. Ancak Putin burada da tavrını koymuş ve açtırmış. 

"DİN ADAMLARINA İHTİYACIMIZ VAR" 

Rusya'da en çok din adamlarına ihtiyacımız var. İslama karşı büyük ilgi var. Bazı Rus vatandaşlar hatta Kaymakamlar da dinimizi öğrenmek istiyor. Tataristan'da Bolgar denen büyük bir kent var. Orada her yıl İslam'ın kabul edilmesi sebebiyle şükran günü yapılıyor. Tüm Kafkaslardan ve Rusya'dan Müslümanlar toplanıyor. Sakal-ı Şerif getiriliyor ve onun altında 10 binlerce kişi toplanıyor ve 1 saat süren şükran duası yapılıyor. Namaz kılınıyor, yemekler yeniyor. Çok feyizli ve güzel bir gün oluyor. Rusya müspet ilime destek veriyor. Putin yönetiminin şu ana kadar İslam'a yönelik bir baskısı söz konusu değil. Bolgar nükleer denizaltıların bulunduğu bir kent. Yeni yeni halka açılıyor. Böyle bir kentte, şükran günü tertip ettik. Çok şükür. 

"HİZMETLERİMİZE DEVAM EDİYORUZ"

Müslümanlar, tarihlerinde kimseye baskı yapmadılar. İslam'da zorlama yoktur. Dinde zorlama yoktur. Tebliğ var. Anlatacaksın. İster kabul eder, ister etmez. Biz bununla görevliyiz. Akıl ve mantık dinidir İslamiyet. Avrupa'da düşünen insanlar Müslüman oluyor, Tataristan ve Rusya Müslümanları kendi arzularıyla dinimizi seçtiler. Rusya da bizi hoşgörüyle karşıladı. 

HASAN ARIKAN KİMDİR?

1937 yılında Alanya'da doğan Hasan Arıkan, İnşaat Yüksek Mühendisi ve eski meclis üyelerinden Hilmi Arıkan ile Latif Arıkan'ın ağabeyleri. Hasan Arıkan, ilk ve orta tahsilini İstanbul'da tamamladıktan sonra uzun yıllar ülkemize din adamı olarak hizmet etti. Görev yaptığı illerde ve beldelerde binlerce talebe yetiştirdi, aynı zamanda dini eserler yazdı ve bu görevine halen Moskova'da devam ediyor. Doğu Karadeniz ve özellikle Trabzon ile Erzurum'da da 23 yıl boyunca vaizlik ve din hizmetleri verdi. Süleymanlı Cemaati'nin kanaat önderlerinden biri haline gelen Hasan Arıkan, 10 yıllık görevi süresince Rusya'daki yurt sayısını 4'den 56'ya çıkarak hizmetlerini sürdürüyor. 

Yeni Alanya Gazetesi | Akademi Dergisi